Doğurasım · Genel

Test

Hepinizin bildiği hamilelik testini aldık. Testle karşılıklı olarak birbirimize bakıyorduk. Bir pazar akşamıydı, havanın da oldukça soğuk olduğu. Eşimle yemeğimizi yedikten sonra yapmaya karar vermiştik testi. Yemekten sonra kahvemle birazcık olsun nette aranmaya karar verdim. Okuduklarım karşısında hayretlere düşmüştüm; daha şimdiden bir boyu olabilirdi her ne kadar milimetrelerle ölçülse bile. Omurilik gelişimi başlamıştı. Onun varlığından haberdar olmalıydım, orada mıydı değil miydi? Herhangi yanlış birşeyler yaparak onun hayatını onun elinde olmayarak etkilemeye hakkım yoktu. Zaten başımdan aşağı kaynar sular akıyordu, hemen testi alıp yapmaya karar verdik. İki dakika bekleme süresi, geçmek bilmeyen iki dakikalık bekleme süresi. Öncesinde de bakmayın denildiğinden, sonucun kesin olmama ihtimaline karşın, o iki dakika yıllar gibiydi.

Sonuç kocaman bir +

O andaki hislerin tarifi imkansız; mutluluk, heyecan, endişe, telaş… Kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu, hepsini unutuyorsunuz, herşey netliğini yitiriyor. Bayılacak gibi oluyorsunuz. Bunca zamandır beklediğiniz mucize gerçekleşiyor fakat siz buna inanamıyorsunuz, hatta kendinizi hazır hisseyordunuz ya, hiçte düşündüğünüz gibi değilmiş. Hazır falan değilsiniz hatta hiç olmamışsınız ve ilk defa olayın ciddiyetine varıyorsunuz. Gözünüzü korkutmayayım; bu söylediklerim kesinlikle kötü anlamda değil, sadece hiç tanımadık bir duygu ve siz sevdiğinizle birbirinize bakarak gözünüzden damlalar süzülmeye başlıyor.

Şanslısınız anne ve baba oluyorsunuz. Bunu yaşamak isteyen ve yaşayamayan o kadar çok insan var ki şanslı olduğunuzu kabul edin, keyfini çıkarın, teşekkür edin.

O andan itibaren biz ne bizdik ne de tamamen farklıydık ama yine de birşeyler olmuştu. Değişiklikten ziyade eklemeler olmuştu sanki. Artık bir misyonumuz, bir nosyonumuz, birer ünvanımız daha vardı bu hayatta. Tabii adını koymak için belki çok erkendi ama yine de o andan itibaren ister istemez kendinizi bu yolda buluyorsunuz, kim ne derse desin.

Haberi aldığınız ilk gece uyku yok. Bilmem kaç kere birbirimize “tamam şimdi uyuyalım” dediğimizi hatırlamıyorum. Önce uyumaya karar veriyorsunuz sonra hayaller kurulmaya başlanıyor, hayaller büyüyor da büyüyor ve sonunda kendi kendinize sorular ve sorunlar yaratmaya başlıyorsunuz ve işin içinden çıkılmayacak bir hal aldığında “hayatım, son birşey söyleyebilir miyim?”veya “bak, bu son söz” diye diye sabahı ediyorsunuz. Bu arada vicdan azabı da cabası; ne de olsa uyumayarak bebeğin sağlığıyla oynuyorsunuz. Neyse ki sabah oluyor. Şimdi doktora gidene kadar ki sancılı bekleyiş başlıyor.

Ben gerçekten çok şanslıydım çünkü rahat bir hamilelik geçirdim herkesin geçirmeyi isteyeceği türden. Ufak tefek sorunlar dışında herşey gayet güzel ilerledi. Tabii bütün bunların bu şekilde gelişmesinde eşimin katkısı çok büyük, ona da değineceğim. Hiçbir anımda yalnız bırakmadı beni, ona çok müteşekkirim. Ama ben de iyi baktım kendime; spor, beslenme, nefes egzersizlerim, pilates, yürüyüş… Sevgili doktorumun bana ilk muayenede söylediği bir söz aklımdan hiç çıkmamıştır:

İyi anne demek güzel anne demektir, kendine iyi bakacaksın. E baktım galiba…

Ve ilk randevu…

Sesimden

IMG_3348 (2)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s