Doğurasım · Genel

Hamileliğimde neler mi yiyip içtim?

Sıra geldi ne yiyip ne yiyemeyeceğimize, daha doğrusu benim neleri yiyip neleri yiyemediğime, yemediğime.

Daha önceden de söylemiştik ya önemli olan sağlıklı beslenmek. Artık yalnızca kendinizi değil aynı zamanda bebeğinizi de düşünmelisiniz. İki kişilik yemek kesinlikle değil burada söylemeye çalıştığım, sadece sağlıklı yemek.
Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz ve doktorunuzla görüştüğünüz gibi bol bol duyacağınız ve kabus gibi başınıza çöken ve her daim dikkat edilmesi gereken listeria ve toksoplazma enfeksiyonları.

Doktorunuz zaten sizden toksoplazmaya bağışık olup olmadığınıza dair testler isteyecektir. Siz de testlerin sonucuna göre daha hassas veya daha az hassas davranacaksınız. Bende herhangi bir bağışıklık çıkmadı yani her halükarda dikkat etmem gerekiyordu ama bağışıklığım olsaydı dikkat etmez miydim, bilemedim; herhalde yine dayanamayıp ederdim. Benim gibi bağışıklığınız yoksa her ay belli testlerden geçiyorsunuz ve maalesef eğer ki kaparsanız bu toksoplazma parazitini amniyosentez yaptırmak zorunlu oluyor. Ve akabinde bir dolu ekografi ve belki antibiyotik tedavisi… Çünkü çok kötü sonuçları olabiliyor maalesef bu parazitin, bunlardan bahsetmeyelim isterseniz, ama tedbiri elden bırakmayalım. Öncelikle yediğimiz etlerin kesinlikle iyi pişmiş olması gerekiyor. Yani sushi yok. 9 ay boyunca sushi yemek yasak veya çiğ et. Annemizin karnından sushi ile mi doğduk belki hayır ama bişeyler yasak olunca onların tadına inanın tad katılıyor dimağlarda. Hatta sushisiz 9 ay diye bir internet sitesi bile yaptılar, daha ben size ne diyeyim. Ya da şöyle söyleyeyim, kimse birşey demesin. Bebeğimiz doğduğu gibi ilk olarak sushi dedim, hahaha. Ayrıca salatalardan geçebileceği için bu meymenet evde salataları boool bol yıkayarak ve hatta sirkeli sularda bekleterek yemeliyiz. Yıkamaktan zarar gelmez, aşınmaz sebzelerimiz. Dışarıda ise yemeyin, güvendiğim yer demeyin, yemeyin. Pişmiş sebze yiyin. Benim ki yaz aylarında en sevdiğim şeydir dışarıda salata yemek, yemedim, sebze ama pişmiş yedim, ölmüyorsunuz.

Listeria enfeksiyonuna gelince o da listeria isimli bir bakterinin sebep olduğu bir hastalık ve kendisinden kaçınmak için çiğ süte dikkat ediyoruz yani pastörize edilmemiş süt tüketmemeye özen gösteriyoruz. Benim halihazırda yaşadığım ülkede yani Fransa’da bol bol yapılan onlarca çeşit peyniri tüketmiyorsunuz ama neyse ki bizim güzel Türkiye’mizde risk çok daha az ama buna mukabil sosis, sucuk, salam yasak. Yani çiğ etlerde olabileceği için yememeye özen gösteriyoruz. Aman canım yemeyin ne olacak?
Bunlar hastalık sebebiyle yenmemesi gerekenler. Bunların dışında genel olarak benim yediklerime ve yemediklerime gelecek olursak hayatımda yaptığım en büyük değişiklik herhalde şekeri olabildiğince öğünlerimden kaldırmak oldu.

tav iphone 808 (2)

#1 Şekerin zaten zehir olduğunu uzun zamandır okuyordum, hamilelik de tuz biber oldu. Kendiniz dışında bir varlığın hayatı söz konusu olunca herşey öyle çok kolay olmuyor zannımca. Meyvelerden aldığım şeker dışında çok özel durumlar haricinde ki onlar da kısıtlı olacak şekilde, şeker yemedim. Hatta bir keresinde eve gelirken ekmek almak için uğradığım fırında gördüğüm tatlılar yüzünden kendimi kaybettiğimi hatırlıyorum. Almamak için kendimi zor tuttum, eve girdiğim gibi dolaba saldırarak mangoya tabiri caiz ise sağlı sollu giriştiğim, ne kadar sürede yediğimi bile hatırlamıyorum; bütün suratım mango olmuştu. Yüzümü temizledim, akşam eşim geldi ve kaşımdan mango temizledi, hesap edin. Ama yanlış anlamayın, hıncımı almıştım ama sağlıklı bir şekilde. Tabii ki kesinlikle yemeyin, hiç yemeyin demiyorum ama minimum olsun lütfen; hem sizin hem de yavrunuzun iyiliği için.

#2 Tuz, ki ben tuzu çok seven biriyimdir, burası benim için daha zor oldu diyebilirim. Tuzu kesmenize gerek yok ama azaltmanızda fayda var, zira su topladığından muhtemel şişmelere sebep olabiliyor. Zaten bacaklarınız olduğundan daha ağırlaşacak, bir de tuzla siz de daha da ağırlaştırmayın bence.

#3 Unu tamamen kesmeyin tabii ki, yani ben kesmedim, tahıllı ekmeğimi her kahvaltıda tükettim ama aşırıya kaçmadan, yani iki kişilik yemeyerek. Yağ ise zeytinyağı tükettim olabildiğince yani olabildiğince diyorum zira dışarıda yediğimizde ne tür yağ kullanıldığını her zaman kestiremiyorum. Kahvaltıda bazı sabahlar tahıllı ekmeğime tereyağı sürdüğüm doğrudur ama dozunda tabii ki.

#4 Kırmızı et ; Çok etçil olmadigim icin et konusunda cok zorluk yasamadim acikcasi. Et yiyebilirsiniz ama abartmaya da gerek yok bence.

#5 Tavuk, tavuğa gelince önemli bir konu bu tavuk konusu. Niye mi? Çünkü tavuğa çok dikkat etmek gerekiyor zira yetiştirilmesi esnasında maalesef oldukça fazla oranda hormon kullanılıp hayvanların çabukça ve sıklıkla üretilmesi sağlanıyor ki bu şekilde beslenen hayvanlardan tabii ki bir fayda beklemek yanlış olur. Faydayı bırakın zararlarını saymakla bitiremezsiniz. Organik veya açık ortamda yetiştirilmiş, besinlerine herhangi bir antibiyotik, hormon kullanılmadığından neredeyse emin olursanız tüketiniz bu tavuk hayvanını. Hatta yumurtasını bile yemeyin organik değilse. Gerçekten bu konunun hassasiyetini iyice kavrayın ve ona göre yol alın derim ben.

IMG_4201#6 Balık, balıkta yürüyün bence. Ama burada da maalesef kısıtlarımız var. Büyük okyanus balıklarından kaçının; zira civa gibi ağır metalleri bünyesine almış küçük balıkları yedikleri için kendileri de zararlı olabiliyorlar. Misal kılıç balığı veya jaws yani köpekbalığı… Bunun dışında dip balıkları tercih edilmemelidir ve tabii ki midyeden kaçınılmalıdır, zira kendisi civayı pek bir sever. Balığın hangi denizden olduğu da oldukça önemlidir, temiz olmasına özen gösterelim yani tercih edelim en azından. Hamsi palamut uskumru istavrit gibi su üstü balıkları veya sardalya, alabalık gibi balıklar da rahatlıkla tüketilebilir. Somona gelince yetiştirme somonu olmadığı müddetçe sorun yok fakat işin içine yetiştirme girince maalesef burada bile hormonlar karışabiliyor. Onun için organik olsa fena olmaz hani 🙂

#7 Sebzenin her türlüsünü tüketebilirsiniz çiğ olmadığı müddetçe, hem bağırsaklarınız için de iyi olacaktır. Meyve ise aşırıya kaçmamak şartıyla tabiiki yenmeli. Burada da renkler önemli; meyvenin rengi ne kadar koyuysa o kadar sağlıklı oluyor; antioksidan özelliği açısından. Her sebze ve meyveyi lütfen mevsiminde yiyin. Canınız çok çekerse tabii ki ayrı ama genel olarak mevsim dışına olabildiğince çıkmamaya özen gösterin.

#8 İçki, vallahi fransızlar içkinin her ne kadar bir kadehinden birşey olmayacağını savunsa da ben buna maalesef inanamıyorum. Siz isterseniz bebeğiniz doğduktan sonra için ama hamileyken içmeyiverin, kendisi karar versin içkiyi içip içmemeye ama ileride yaşı kemale erince.

#9 Her ne kadar mideye gitmese de boğazdan geçmesi itibariyle bu kategoriye soktuğum sigara da bence aynı şekilde. İçmeyin ama tabii ki yapabiliyorsanız ne diyeyim? Ben öyle insanlar gördüm ki içmezse daha kötü, canım yine içmemeye çalış diyorum ama nereye kadar? Neyse içmemeye, olmuyorsa azaltmaya lütfen özen gösterelim.

#10 Su; ben bol bol su içtim hatta yabancı ellerde edindiğim güzel bir alışkanlık sonucu yanımda sürekli olarak bir şişe taşımaya başladım, bu sayede su bulma probleminiz de olmuyor ve görünce ister istemez içiyorsunuz.

#11 Çay, çay içimini de diğer gıdalar gibi abartmamamız gerekiyor hatta belli sınırları olduğunu da unutmayalım.  Zira çay vücudunuzun demir emilimini maalesef sekteye uğratıyor. Demir ki oksijenin taşınmasını sağlıyor, hem sizin hem bebeğinizin iyiliği için ya yemeklerle birlikte içmeyelim ya da içinde theanine maddesi bulunmayan meyve veya bitki çayları içelim.

#12 Kahve, kahveyi içebiliyoruz ama yineliyorum; sayılı. Dünya Sağlık Örgütü’nün konu hakkındaki limiti 300 mg kafein yani 3 kahve fincanı, tabii kahvesine göre fincan sayısı değişir. Norveç’te yapılan bir araştırmya göre ise 200 mg yani 2 fincan. Bence alt limiti uygulamakta fayda var, çünkü bu araştırmaları dikkatlice okursanız fazla kafein tüketiminin bebeklerin gelişiminde nelere sebep olduğunu görüyorsunuz L

Sık sık ama az az yiyin, zaten sağlıklı beslenmede de bu söylenmez mi hep? Zaten olay da bu; bazı yasaklar dışında önemli olan sağlıklı yaşamaya çalışmak. Hayat şeklimiz haline gelmeli bütün bunlar.

Hamileliğim boyunca yediklerim işte böyleydi. Doğumdan sonra benim ve bebeğimizin nasıl beslendiğimiz konusuna ayrıca değiniriz. Zira bebeklerin beyin gelişimi açısından üç yaşa kadar yediklerine de oldukça dikkat ettik, ediyoruz. O tarifleri de paylaşırız isterseniz.

Hımm, bu arada unutmadan söyleyeyim; neredeyse her öğünümün vazgeçilmezi yoğurttu, hoş halen daha öyle 🙂

Sağlıklı hamilelikleriniz olsun.

Sesimden

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s