Genel · Yaşayasım

Balıkçı Amcamız

Bu hafta maalesef kendimi bildim bileli tanıdığım ve çok da sevdiğim Hüseyin amcamın bu diyarlarda daha fazla kalmak istemediği ve gittiği haberini aldım. Üzgünüm ve şaşkınım. Telaffuzu bile garip geliyor insana ölüm kelimesinin. Onu gittiğim zaman olması gerektiği yerde bulamayacağım hissi…

Ona ait ilk hatıralarım onu gördüğümüzde hep güldüğümüzdür. Biz diyorum çünkü biz üç kardeşiz ve bizi çok güldürmüştür, mesela şimdi sağolsun demek geçiyor içimden. Hüseyin amca yine çok sevdiğim teyzemin eşidir, eşiydi ve hep öyle olacak. Yani bu bağlamda aslen bizim eniştemiz oluyor ama biz ona amca demeyi tercih ettik. Beş tane hepsini birbirinden ayrı ayrı çok sevdiğim çocukları var, yani kalabalık bir aile; kalabalık ve mutlu bir aile. Herkes aynı binanın ayrı katlarında oturur ama siz gideceğinizi söylediğinizde hep beraber teyzemlerin katında toplanılır ve herkes yiyecek bişeyler getirir. Anne, baba, çocuklar, damat, gelin ki onlar da evlat gibidirler, torunlar ve tabii siz de olunca o masaları düşünün. Ne konuştuğunuzu anlarsınız ne yediğinizi, ne içtiğinizi; yedikçe yersiniz. Ve evden çıktığınızda kulağınızda sanki maçtan çıkmışsınız gibi bir uğultu ve suratınızda belki anlamsız koccaman bir gülücük. Biz teyzemlerle hep böyleydik.

Hüseyin amcayı ise çok fazla göremezdik, ne de olsa çalıştığı için akşamları geç saatte gelirdi eve. Biz de o zamanlar henüz küçük olduğumuz için uyuma saatinde kalktığımızdan ki o evden çıkmak hep zor gelirdi, birlikte oturduğumuz vakit hep kısıtlıydı. Takma dişleri vardı ve bizi görünce hem korkup hem de eğlenmek için Hüseyin amcamızdan dişlerini çıkartıp göstermesini isterdik. Küçükken dişlerin takma olduğu bilinciniz yok, onun için garip gelirdi. Bir yandan ürküp diğer yandan delik arayan karıncalar gibi sağa sola kaçışırdık. Gerçekten söylüyorum çok gülerdik ama çok.

p1150640-2Bir de gözlerini kapama huyu vardı; sonraları bunu yapan çok insanla karşılaştım ama o zamanlar bir oydu. Size birşey anlatırken hep gözlerini kapatır, ara ara açar. Uyumak için değil tabii ki, benim kanaatim konsantre olabilmek için. Sözünün sonuna kadar gözleri kapalıdır sonra bir ara verir ve gözler açılır, sonra yine kapanır… Tabii siz de çocuksunuz, o öyle yaptıkça siz de yerinizde duramıyorsunuz, hep kafanızı sağa sola çevirme isteğiyle yanıp tutuşuyorsunuz. Sonra hafif bir tırsma alameti zira her an gözlerini açıp size dişlerini gösterebilir:)

Kendisi balıkçıydı kışları balık, yazları ise kavun karpuz satardı. Kavuniçi bir minibüsü vardı ve halen daha var. O minibüsün dili olsa eminim ki hiç susmazdı yıllar boyunca. O minibüsü İstinye’de herkes tanır, bu civarda herkes çok iyi bilir onu.

Hayatımda yediğim en güzel balıkları ve en güzel kavunları orada yedim. Karpuz için aynı şeyi söyleyemeyeceğim çünkü karpuz yemeyi çok sevmem. Bir buğulama balık yapardı, içinde yok YOK. Geçerken beni görse beni bile atardı içine:) sonra fırında balıklar, kızartma hamsiler yanında salatalar. Of ki ne of. Bir de karidesler…. Kocaman cam kaseleri vardı. Karidesleri haşlayıp, ayıklayıp o koskocaman cam kaseye dökerdi ve yeme yanında yat. Sabah kalkınca devam edersin. Bu arada akşam olur da balığın hepsi bitmezse üzülmeyin limon, zeytinyağı koy dolaba, sabah kahvaltıda yine miam miam.

Yazları ise kavun karpuz. Bizim gideceğimizi öğrendiğinde üç silahşörlerin en güzellerinden kavunları ayrılırdı. Gittiğimiz gibi de o kavunlar ikiye yarılır, hepimize birer kaşık ve burunlar dahi kavunun içine:) hey gidi günler hey.

Çok çalıştı hatta çocukları işi bırakması için zorlamasalardı daha çok çalışırdı ama bu iş zor bir iş. Eliniz kış kış sularda ve hava soğuk. Bu işi sevmeyen yapamaz derdi, kesinlikle doğru. İnsan gerçekten işini sevmeli onun gibi, severek yapmalı hatta yapabildiği kaimg_7410-2dar yapmalı hiç bırakmamalı. Oturmak ona göre hiç değildi. Diyorum ya uzun seneler çalıştı, paraya ihtiyacı olduğu için mi hayır çalışmayı sevdiği için, ve işini sevdiği için. Akşam geç saatlerde balık kokusuyla gelirdi eve. Belki bazılarına kötü gelebilir ama o bizim Hüseyin amcamızdı ve kokusundan ve yüksek sesle söylenerek gelmesinden anlardık geldiğini. Sanki bir olay çıkmış gibi süren bağrışmalar ve ardından balık kokusu yüzünden herkese uzaktan bir merhaba ve belki şansımız varsa duşa gitmeden önce bize bir diş gösterirdi Hüseyin amcamız. Sonra duşunu alır ve mis kokular içinde çıkmamıza çoğu zaman ramak kala gelirdi yanımıza.

Sonraları dediğim gibi çocukların da zoruyla işi bıraktı, evdeydi, evdelerdi teyzemle. İki muhabbet kuşu:) İşte bu dönemlerinde çok görmek nasip olmadı kendisini, yıllardır buralarda yaşadığımız ve Türkiye’ye gelmelerimizde ancak bir sefer uğrayabildiğim ve o seferler de her zaman ki gibi harala gürele geçtiği için bilemedim birgün gelipte o eve gittiğimizde artık Hüseyin amcanın orada olmayacağını. Yani aslında fiziken orada olmayacağını.

Belki çok fazla ortak anımız olamadı onunla ama olanlar da hiçbir zaman unutulmayacak kadar değerli. Kendisini uğurlama esnasında orada olamadım ama belki de kim bilir o buralara gelir yeğenini ve torununu görmeye 🙂

Bu vesileyle bütün terk-i diyar edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Nurlar içinde yatın, mekanınız cennet olsun.

Saygılarımla.

Advertisements

One thought on “Balıkçı Amcamız

  1. Allah rahmet eylesin Edacığım 😪 Allah geride kalanlara sabır ve dayanma gücü versin. Çok güzel çocukluk anıların olmuş Hüseyin Amca’nın etkisi ile de. Dilerim böyle güzel anılmak bizlere de, böylesine güzel ortamları deneyimlemek çocuklarımıza da nasip olur.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s