Doğurasım · Genel

Okul Çıkışlarında Ebeveynler Arası Muhabbet

Bugün Nisan’ı okuldan almış, arkadaşlarından biri ve annesiyle birlikte evlerimize doğru yürürken ki daha konunun başında önemli bir parantez açmak istiyorum : Fransa’da okul servisi diye bir şey yok yani varsa da gerçekten çok çok nadir. O zaman bu çocuklar nasıl mı gidiyorlar okullarına, şöyle ki; şehirler mahalle mahalle ve bölge bölge ayrılmış durumda. Eğer normal yani kastım bir devlet okuluna verecekseniz çocuğunuzu, zaten seçim sizin adınıza önceden yapılmış oluyor. Her adres için belirlenmiş bir okul var. Yani siz “ay ben bu okulu beğenmedim, diğerine vermek istiyorum” deseniz bile dosyanızı hazırlayıp ki burada kağıt işlerinde gerçekten insanı çileden çıkartacak kadar çok, bir komisyondan geçmeniz gerekiyor. Geçerli bir nedeniniz yoksa sonuç maalesef negatif. Nereye geleceğim, çocuğunuzu götüreceğiniz okul da en fazla 5 dakika yürüme mesafesinde. Onun için servis şoförleri kusura bakmasın ama çok büyük bir rahatlık.

Çocuğunuzu kendiniz götürüyorsunuz, kendiniz getiriyorsunuz.

Biz de işte tam böyle okuldan döndüğümüz bir günde evlerimize doğru yürürken konu döndü dolaştı ikinci çocuklara geldi. Sebepler sıralanmaya başlandı. Yorgunuz, yaşımız p1040249-2ileri, buralarda kimimiz kimsemiz yok… Gerçekten annelerimizin zamanında nasıl yaptığına hayret ediyorum, ediyoruz. Misal benim anneciğim; üç çocuk, bez yok, çamaşır makinesi bile bugünkü gibi değil, merdaneli, bulaşık makinesi zaten yok. Yok da yok. Nasıl üç çocuğa yetişirsin, ben birine zorlanıyorum. Tabii benim yaşım da ileri olduğundan olabilir ama devir gerçekten değişti. Bu konuyu da ayrı paylaşırız. Yaş olmuş neredeyse 40, ben kendim adına konuşuyorum tabii. Üç senenin yorgunluğu var, ne de olsa bir nevi sabah 9 akşam 9 mesaimiz var. Sürekli ilgilenmeye çalışıyoruz, yanımızda yokken de neleri iyileştirebiliriz diye araştırıyoruz. Eylülden beri okula gitmeye başladı da günde 3 saat kendimize ayırabiliyoruz. Bu arada ailemizden kimse olmaması ve öyle herkeslere güvenemediğimizden acil bir şey çıkması durumunda Nisan’ı bırakabileceğimiz bir kişi de yok. Nisan’la ilgilenebilecek olan kişilerin uygun olmaması veya son dakika işleri çıkması sebebiyle kaç defa eşimle birlikte çıkmayı planladığımız sinemadır, konserdir, yemektir, kokteyldir, iptal etmek durumunda kaldık veya birimizden biri gitmek zorunda kaldık bilseniz inanamazsınız. Yanlış anlaşılma olmasın bunların hiçbiri şikayet değil, bunların hepsi bir tercih. Bunlar tamamen bizim seçimlerimizin sonucu olanlar. Bunların hepsinin olmasını BİZ istedik, BİZ seçtik. Bu seçimlerimizin bize kazandırdığı birçok şey var, bu da yadsınamaz bir gerçek. Misal Nisan’ın yetiştirilmesi konusunda karışanımız hiç olmadı. Zira bizim toplumda bilirsiniz, herkes kafasına göre bir şey söylemeyi çok sever. Hal böyle olunca durumdan faydalanmak, sistemin açıklarını bulmak konusunda çok başarılı olan minikler ne yapıyorlar. Biri bir şeylere izin vermezse başka birisinden izin alıyorlar ve öyle ya da böyle istediklerini yaptırıyorlar. Bir bakıma prenses olmanın verdiği avantajları kullanıyorlar. Biz ne mi yaptık. Memlekete gidince herkese bir bir yapılması gerekenleri söyledik, yani onlara direktif olarak değil asla, tamamen onlardan yardım isteyerek. Çünkü çocukların bir haftalık tatilden bile döndüklerinde oradaki şımartılmalara alışıp yuvalarında farklı davranmaları gayet doğal. Tabii büyük-ailelere şımartmayın diyemezsiniz ama biz yardım isteyerek sanki dünyada hiç şımartmak diye bir şey yokmuş gibi davranmalarını istedik. Misal; şeker yasak. Ben bile şeker yemiyorum sırf ona örnek olmak adına. Önümüze koyulan yemek yenmeli veya sebze yenilmesi çok önemlidir.

Bakın çok kısa bir örnek vereyim. Ayıptır söylemesi geçenlerde bir et lokantasına gittik; menüde sadece et ve patates olan bir restoran ve size sadece etin nasıl pişmesini istediğinizi soruyorlar. Normal olarak kızçeye de et ve patates söyledik. Normalde evde yapmadığım bir şey olduğu için kızartma patates kırk yılda bir de yemesine bir şey demedim. Neyse ardından ertesi günde az miktarda sebzenin olduğu bir menü vardı. İki gün üstüne bizimki tuvalete gittiğinde ki normalde girmesiyle çıkması bir olur, birazcık zorlanmış, gözünden yaş gelmiş. Aynen şöyle dedi: Anneciğim, az sebze yedim ya ondan gözümden yaş geldi, ben en iyisi biraz sebze yiyeyim. O andaki halimi tahmin edersiniz herhalde, mest. Hiç bozuntuya vermeden: Tabii ki kızım bu akşam hemen uygun bir sebze yemeği yapalım.

Nereye geleceğim, bunların hepsi eğitim. Heh, diyeceksiniz ki genlerin de rolü var veya herkesin bu kadar zamanı yok. Tabii o konuda da haklısınız; benim zamanım var şükürler olsun, ben yavaş yavaş herşeyi anlatmaya çalışıyorum, tabii bunun da seçim olduğunu söyleyebilirim. Bazıları için bu zorunluluk olabilir, ona da söyleyebileceğim bir şey yok. Genler ise, onlar da bir yere kadar bence.

Geleceğim geleceğim diyorum yine aklıma başka başka konular geliyor. Sonuçta buraya gelmeyi biz seçtik ve sonuçları başımızla beraber.

İkinciye cesaret edebilir miyiz? Şimdilik zannetmiyorum ama daha sonra hayat ne gösterir onu da bilemiyorum.

emzirmeHamilelik şahaneydi ama yine de kısıtlarınız yok değil. Doğumdan sonra ister sağlıklı deyin ister değil deyin üç sene Nisan’ı emzirdim. Hatta 3 sene 3 ay. Sabahları meme içmeyi çok sevdiğinden benim ufaklık üç sene boyunca sabah uyandığınızda bir tarafınız üstüne yatmak zorundasınız. Ona olan iyi etkilerini bildiğinizden bırakmak istemiyorsunuz ki psikolojik olarak da bırakmak ne bebek için kolay ne anne için kolay. Olabildiğince iki taraf da birbirimizden istifade ettik. Nisan üç sene boyunca bir kere doktora gidecek kadar hastalandı. O da orta kulak iltihapıydı. Ben gerçekten memenin oldukça büyük bir rol oynadığına inanıyorum. Hatta konuyla ilgili yapılan bir araştırma aynen şöyle diyor : “Bebek süt emerken bebeğin salgıladığı tükürük annenin meme ucundan içeri girer. İçerideki alıcılar tarafından analiz edilerek bebeğin gereksinimlerini taşıyacak şekilde sütün içeriği değişir. Hatta bu değişim bir meme süresince dahi olur.” Yavrunuzun ihtiyacı olan bir vitamin, antikor, vs… varsa sizin vücudunuz ne mutlu ki bunları temin ediyor. Böylece de hasta olmuyor veya hafif atlatıyor. Onun için bundan da şikayet edemeyeceğim. Hatta dedim ya şikayet hiç yok.

E yorgunuz tabii ki, kolay değil ama hayatta ne kolay ki. Her halimize şükrediyoruz. Sadece şunu söyleyebiliyorum, ikinci çocuğa en azından şimdilik cesaretim yok.😁 Zamanın, hayatın ne göstereceği belli olmaz. Bu arada Nisan şimdilerde kardeş istediğini söylüyor ve ben de onu böyle bir fikirden soğutmak için, paylaşmayı sevmediği tek şey olan memeyle sınıyorum ve gayet rahat bir şekilde evde bir bebek olmasını istediğini, meme içebileceğini söylüyor, gel de inanma. Bence iş başa gelince olay farklı olur ama bilemem ki. Belki de hiçbir zaman bilemeyeceğim. Hepimizin her zaman hakkında hayırlısı olsun. ☺️

Herkese sevgiler

Not: hani benim gelmek istediğim bir nokta vardı ya, oraya gelememişim😄 artık o da bir daha ki sefere, sağlık olsun.

Advertisements

2 thoughts on “Okul Çıkışlarında Ebeveynler Arası Muhabbet

  1. Bitmez bu ikinci çocuk düşünceleri. Tuhaf olan gayet istemiyor olmana rağmen hala içinde bir yerlerde acaba mi diyen ses 😀 bu arada sen üçe şaşır ben altiya ne diyeyim😲😛

    Like

    1. Icimdeki seslere bir de Nisan’in sesi eslik etmeye basladi simdilerde; anne kardes😁 6’ya gelince; 6 şu 5’ten sonra gelen sayiydi degil mi? Hani bir elin parmaklari bitince obur ele gectigimiz ilk sayi. Himmm 🤔 Tanidik geliyor😀

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s