Doğurasım · Genel

NİSAN DA OKUYABİLECEK CİN ALİ’Yİİİ

Bundan bir ay kadar önce kız kardeşim, nam-ı diğer teyse, bize hediye olarak bir sürü kitap gönderdi. Teyse diyorum çünkü Nisan doğduktan sonra ailedeki ve hatta çevremizdeki birçok insanın titri değişti. Neyse, bir heyecan beklemeye başladık. Kardeşim kabaca bir hesap yaptı, bir haftaya gelir dedi. Sanki ben daha önce hiçbir şey göndermemişim ve gönderiler yaklaşık bir ayda ulaşmıyormuş gibi ilk haftanın sonundan itibaren mütemadiyen posta kutusuna bakmaya başladık. Tabii beklenti böyle olunca gelmedikçe sanki hiç gelmeyecekmiş hissi doğuyor içinize. Taa ki posta kutunuzu açıp da içinde koccaman bir pakete rastlayana kadar.

Paketten benim için bir sürü kitap ve Nisan için hepsi birbirinden şirin ve renkli 10 adet Cin Ali kitabı çıktı. Tabii Nisan için olduğu zannedilen kitaplar aslında bendeniz içindi de.1-2

Kitaplara tek tek bakmaya başladık. Zaten kapakları için o kadar güzel renkler seçilmişti ki beğenmemeye imkan yok. Renkler adeta gökkuşağı tadında.

2-2

Seri 1’den 10’a sırasıyla kolaydan zora doğru gidiyor. Nisancık henüz okuma yazma bilmediği için resimlere bakmakla yetiniyor tabii. Biz de ona hikayeleri okuyoruz. Çizimler o kadar basit ve saf ki insanın beğenmemesine imkan yok.

10

Kesinlikle itiraf etmeliyim, çok güzel gözlemler yapılmış. Mesela yemekten sonra diş fırçalamaya gidiyor Ali, boyu yetmediği için tabure koyuyor lavabonun önüne; Nisan da kendisiyle aynı şeyleri yapan Ali’yi görünce heyecanlanıyor.

9

Anlatım oldukça saf ve hep sevgiyle dolu; okula başlama, sirk, park, topu, topacı, kara gözlü kuzusu… Yalnızca konular da değil, aile içi hal, hareket ve davranışlar, bütün olarak beğendim. Zamanında zaten çok severek okuduğumu hatırlıyorum, şimdi ebeveyn gözüyle bakınca bir başka oluyormuş durum. Eskiden hiç dikkat etmediğim noktalara dikkat ediyorum. Sırf bu yüzden küçükken bize anlatılan birçok masalı şimdilerde anlatamıyorum. Ama Cin Ali’yi gönül rahatlığıyla anlatabilmenin haklı gururunu yaşıyorum. Cin Ali, aslında haylaz bir çocuk ve oldukça da hareketli, bu bağlamda bence tam olarak zaten olması gereken bir çocuğu yansıtıyor. Bütün gün oturan soru sormayan çocuk olur mu, olmaz. Çocuk soru soracak ki öğrensin, kendi mantık süzgecinden geçirsin olan biteni ve karakteriyle çıksın karşımıza.

6
O saflığıyla yıllar önce bizim hayatımıza girmişti Cin Ali, çöp çocuk 🙂 ne iyi de yapmış, iyi ki gelmiş, hiç gitmesin ve bundan sonraki nesillere de aynı saflıkla aktarılsın. Bu saf ruhlar şiddeti öğrenmezlerse zaten hiç bir zaman kendileri de yapamazlar. Ali topu tutsun, topacı atsın, dişlerini fırçalasın, okula gitsin. Ve tabii ki itiraf etmeliyim ki; okulunun dahi adının Atatürk İlkokulu olması insanı ayrı bir mutlu ediyor.7

Kitaptan alınan haz Nisan tarafında mı çok bende mi çok, bilemiyorum. Nisan’a okurken ağzım kulaklarımdaydı. Yıllar yıllar öncesi çıkmıştı o haftalarca beklediğimiz posta zarfından. Masumiyet çağlarınız geliyor aklınıza, çöp adamlardan yapılan çizimlerden aldığınız haz bence tarifsiz.

4-2
Son olarak bir de sirkteki berber fili hatırlayanınız varsa, onu görünce pek bir mutlu oldum, sanki yıllar sonra eski bir arkadaşıma rastlamışım gibi geldi. Nisan bak, Nisan bak, berber fil, Nisan ilginç bir bakış atar ve anlat anne, sonra nooolmuş 🙂

11
Bütün bu sebeplerden ötürü Cin Ali’nin yazarı Rasim KAYGUSUZ’a, çizeri Selçuk SEĞMEN’e, tekrardan yayınlayan CİN ALİ YAYINLARI’na ve tabii ki en çok bize bu güzel ve değerli hediyeyi gönderen teysemize sonsuz teşekkürler. Ne mutlu bize, akşamları yatmadan Cin Ali okuyoruz.

Herkese keyifli okumalar

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s