Doğurasım · Genel

Hamilelikte Son Viraj

Ve geldik son üç aylara, geldik ama ne geliş. Tatilden döndük, haziran sonuydu, havalar da şahane gitmiyordu açıkcası. Zaten her tatilden dönüşüm ağrılı geçerdi, bir de bu sefer biraz değişiklik vardı, 7-8 kilo kadar. Herşey ikinci bölümde geliştiği gibi gelişmiyordu. Misal ağırlık arttıkça artıyor, hareketler kısıtlanıyordu. Hele ki benim gibi yerinde duramayan bir insansanız daha da bir zor geliyor. Aslına bakarsanız herhalde bu kadar zorlanmamın sebebi biraz da ağustos sonuna denk gelen dönemde aşırı sıcakların oluşuydu. Sıcaklardan havuza dahi gidemiyordum ki havuz neredeyse evimizin dibindeydi. Gidemiyordum derken kastım, oraya kadar yürümeyi göze alamıyordum, çok sıcaktı çok. Onun yerine balkonda ayaklarımı suya koyuyordum, bir de üstüne üstlük karpal tünel sendromu rahatsızlığı çıktı başıma yani elime. Elim şişiyor, ağrıyordu ve ben de kendimce sabitleyip bağlıyordum. Daha az tuz yemeye ve kolumu olabildiğince yukarıda tutmaya çalışıyordum.
Doğum doktoruna gelince, burada hamileliğinizi takip eden doktorunuz aynı zamanda sizi doğurtacak diye birşey yok, hoş Türkiye’de de benzerdir herhalde. Jinekoloğumun tavsiyesi üzerine bir doğum doktoruyla irtibata geçtim. Aslında bu bir kabineydi ve üçünün de gayet başarılı olduğu bir kabineydi. Asıl önerilen kişi maalesef artık doğumlara bakmıyordu fakat acil bir durum olursa o da görev alabiliyordu. Nereye geleceğim, ağustos ayı Fransa’da hayatın durduğu aydır ve kimseyi bulamazsınız, tabii turistler hariç. Fakat sizin doktora ihtiyacınız olursa turistten yardım istemek gibi bir şansınız yok. Bizim üç doktordan sadece bir tanesi kalmıştı. Bunun kötü yanı ne; doktordan randevu alıyorsunuz randevudan yarım saat önce telefon hop doktor doğuma gitti, şu saatte tekrar haberleşelim, o saatte tekrar erteleme, ertesi gün falan fişman derken iki üç gün ertelenen randevularım oldu. E hamilelikte biraz sinirler de gergin olabiliyor zaman zaman, sonuç Le Monde gazetesi manşet geçiyor Eda sekreterin boğazına yapışmışken doğurdu. Öyle ya da böyle o ağrılı kısım halloldu. Ağrılı diyorum neden, karnım burnumda arabayla gidiyordum randevulara çok da istemeyerek. Taksiler çok karnınız burnunuzdaysa pek istemezler, e klinik de eve yakın iki adım için adamın sinirini zıplatmayayım ama araba kullanmak da istemiyorum. Ya eşimi ayarlıyorum ya da bir arkadaşımı bana eşlik etsin diye. Sağolsun çok sevgili arkadaşımız Ahmet çoğu kereler bana eşlik etti. O bekleme salonunda o karnı burnu kadınlarla birlikte bekledi, ne krizlere girdik 🙂
Doğumun olacağı hastaneyi de seçmiştik aylar öncesinden. Eşim sağolsun en ince ayrıntısına kadar araştırmaları yapıp sonunda kayıtları yaptırdı. Sainte Felicite isimli bir kiliniği seçtik. Azize Felicite anlamına geliyordu ki içerde birçok rahibe bulunuyordu. Tabii ki sizden dini bir mecburiyet beklemiyorlar. Normal doktorlar var ama hemşireler ekseriyetle rahibeler. Öncesinden kontroller ve epidural anestezi için görüşmelere gittik. Hoş bir klinikti. Ortasında yeşillik bir alanı olan, evimize de yakın ve neredeyse tam teşekküllü bir klinikti. Fransa’da doğum hastanelerinde kategoriler var ve burası en üstün bir altıydı. Misal bütün Avrupa’nın en iyi çocuk hastanesine de yakındık; Necker. Fakat orası için “daha çok sorunlu hastaları alıyorlar”, “sorunlu değilseniz çok ilgilenmiyorlar” gibi görüşlerle karşılaşınca daha ufak bir yapı olmasına karar verdik. Hastaneden ziyade klinik gibi.
Bir yandan bebeğin yatağı ve gerekli araç gereçler, diğer yandan da hastane çantamızı ayarlamaya koyulduk. Araştırmaların tabii ki bini bir para. Karşımıza çıkan her listeden aklımıza yatanları alıyoruz, hergün birşeyler ekliyoruz, çıkarıyoruz. Tabii insan konu hakkında bu kadar bilgisiz olunca zor oluyor. Ama araştırmalar araştırmalar derken baktık çantamızı hazırlamışız bile ama kendimizi bir türlü inandıramadık.
Eylül ayının daha başıydı ki doktorumun doğumun her an başlayabileceğini söylemesiyle hareketlerim daha da kısıtlandı. Yürüyüşlere ara verdim. Bir hafta sonra başka bir doktor gördü, yürü dedi, sonra yine dur, durma derken, eeeh dedim. Aranızda karar verin öyle gelin bana. Bu arada şahane bir şekilde sadece 10 kilo alarak geldiğim son ayda sıkıntıdan 7 kilo aldım, hahah. Pilatese olabildiğince devam ediyordum o sıralar; o benim rahatlama anlarımdandı. Pilate pilate doğumun olması gereken G gününe kadar geldik. Devamını da haftaya anlatayım.
Herkese sevgiler…

Advertisements

2 thoughts on “Hamilelikte Son Viraj

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s