Doğurasım · Genel

Nisan Sonrasi

Tarifi olmayan bir mutluluk vardı hastane odasının içinde. Adeta duvarlara çarpıp çarpıp sonra tekrardan bize dönüyordu, bumerang gibiydi diyebilirim o odadaki mutluluk. Biz Nisan’ı gördükçe yani uyanık olduğumuz her an, ondan çıkan ışıkla gözlerimizden giren enerji bütün hücrelerimizin tek tek kapısını çalıp sonra da kalbimizde minik çaplı hatta bazı anlarda kocaman patlamalara sebep oluyordu. Ne acı kalmıştı ne başka bir şey. Öncesi tamamen silindi diyemem ama öncesine bakan biz değiştik onunla. Arkaya baktığımızda, ki bu durum halen daha böyle, geçmişe dair birçok şey bambaşka gözüküyor diyebilirim. Kızgınlıklar, kırgınlıklar, üzüntüler, sıkıntılar… Gözlerimin önünde sanki bir perde varmış da o kalkmış gibi oldu. Aslında bu perde öyle bir anda kalkmadı; daha çok tiyatro perdesi gibi ağır ağır kalktı ama ilk andaki ışığı bile yetti birçok değişime. Ne mutlu bana, bize, şükürler olsun. 
Doğum sonrası bir anda düşüşe geçen hormonların etkisiyle biraz garip oluyorsunuz. Neyse ki baby blues diye de adlandırılan loğusa depresyonu yaşamadım ama gariplikler olmadı değil. Mesela baştan hastaneyle konuşurken eşimle birlikte kalmak istediğimi belirtmiştim. Normalde Fransa’da hastanelerde buna izin verilmiyor ama burası özel bir klinik olması sebebiyle ayarlamaya çalışacaklarını belirttiler. Doğum olunca cevap hayır oldu, yatak bulamadılar. İnanamadım kulaklarıma ve bu benim olmazsa olmazımdı, karşı çıktım ama dinletemedim. Düşünsenize sezaryenliyim ve doğru düzgün yerimden kalkamıyorum ki ilk gece hiç kalkamadım. Böyle bir durumda tek kalmamı istiyorlar. Sezaryenliyim diye ağırlık kaldıramıyorum, yani tam olarak ağırlık denemez belki ama sezaryenliyken inanın 3,5 kg 35 kg gibi geliyor. E her çağırdığımda gelmeyecekleri de aşikar ne yapalım ne edelim derken imdadımıza Ağca Ahmet çifti yetişti. Hemen eve gidip gizli gizli bize bir yer yatağı getirdiler. Burada okuyacaklarınıza inanamayacaksınız. Aramızda kalsın ama Burak çaktırmadan odada benimle kaldı, aman siz de çaktırmayın😁.
İlk gece zaten doğumun ilk gecesi olduğu için pek karışmadılar. Nisanımız’ı çok geç saatte yanımızdan aldılar ve biraz uyumam gerektiğini söyleyip Burak’tan da yavaş yavaş eve gitmesi için rica ettiler. Biz de “hehe” dedik. Kusura bakmayın ama böyle bir talebe ancak böyle cevap verilebilirdi. Burak da yer yatağında ve yerde yattı, sabah 06:00’da hemşirenin odaya girmesiyle uyandık, tabii ki laf işittik 😂. Hiç umurumuzda oldu mu, tabii ki hayır. Avrupa Yakası’ndaki Burhan Altıntop’un da yaptığı gibi; amaaaan pıfff. Eşim, aşkım yanımdaydı o en çok ihtiyacım olan anlarda😍.
Bu arada Nisan’ı aldıklarında benden de o memedeki en faydalı olan kolostrum sütünü de aldılar, zira bebek acıkınca onu verdiler.
Hastanede kaldığımız süre boyunca eşim de benimleydi. Her akşam ve her sabah gelecekleri saatleri öğrendik ve sabah onlar gelmeden öncesine alarmlarımızı kuruyorduk. Alarm çaldığı gibi de yatak döşek toplanıp sanki yeni gelinmiş gibi yapılıyordu, ne macera. Akşamları da son görülen hemşireye sanki gidiliyormuş gibi yapılıp aynen devam ediliyordu. Oh canımıza değsin. Ama gerçekten olacak gibi değildi. Galiba ilk akşamdı ve o akşam dahi çağırmamdan en az onbeş dakika sonra gelmişti; düşünsenize ya çok acil birşeylere ihtiyacım olsaydı… Neyse ki eşim yanımdaydı🙏
Ben şahsım adıma konuşayım, zor atlatırdım o olmasaydı. Galiba ikinci günü akşamüstü gibi Nisan’ın genel olarak kemiklerine bakmaya geldi bir doktor. Karnımdayken bağdaş kuran Nisancık, yeterli yer bulamadığı için kendine, ayaklarını içe bükmüştü ve bu yüzden ertesi gün bir spesyalistin gelip bize durumu açıklayacağı söylendi. Tabii hormonları altüst olan bendeniz gecenin üçünde uyandım ve internetten konuyla ilgili saçma sapan ne varsa buldum ve sonuçta ameliyatlara kadar gidince… Uzun süren bir ağlama krizi, Burak’ı uyandırdım, yanıma gelmesini istedim, bana anlattığı masalla da uyumuşum😍
Tabii ertesi gün doktor gelip durumu anlatınca aslında bu kadar ürkülecek bir durum olmadığı anlaşıldı. Başlarda hergün ve sonrasında azalan aralıklarla yapılacak bir bandajla normale dönecekti ki şükürler olsun düzeldi. Tabii biz bu bandajı yapmak için özel bir kurs aldık, Nisan bir yandan ağlar, biz anlamaya çalışırız derken kaydettik bu işlemi; aklın yolu bir. Eve döndüğümüzde de devam ettik bir süre bu bandajlara ve o kadar profesyonel olduk ki sonlara doğru emzirirken bile bandaj yapabiliyordum😊.
Hastane yemekleri hastanenin en güzelleriydi. İlk defa önüme koyulan herşeyi yiyordum. Tabii artık daha rahat olduğumdan nispeten yediklerime daha az dikkat ediyordum. Dokuz ay boyunca yiyemediğim çiğ balıkları nasıl yediğimi anlatamam ve daha birçoklarını. Nispeten diyorum zira Nisan 3 seneyi aşkın süre meme içti🙏 hatta ona kalsa daha da devam ediyordu ama bir dur deme vakti gelmişti. Bu emzirme serüvenini de haftaya anlatalım. Çok geç oldu şimdi, herkese sevgiler ve bol bereketli şahane haftalar diliyorum. Sevgiyle kalın.

Advertisements

2 thoughts on “Nisan Sonrasi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s