Genel · Yaşayasım

Nasıl mı girdim bu yola…

Şimdiye kadar yaptığım paylaşımların çoğunda ufaktan paylaştığım bir konu vardı sizlerle. Bir anlamda benim yeni bir evim gibi düşünebiliriz şimdi size anlatacaklarımı. Şöyle ki; aslında bu ev hep vardı fakat içinde birtakım düzenlemelere gidildi. Zaman zaman sizlere bu evin odalarını anlattım, ama az. Artık evin en azından salonuna girme zamanı geldi. Bir kahvemi için derim ben.Aslında yılların konusu bu fakat başlamadan da bitmeyeceği kanısındayım. Bu konuyu anlatmaya karar verme sebebimle başlayayım: Bu aralar yoğun bir dönem yaşıyoruz. Yoğunluğun sebebi çok önemli değil, önemli olan sonuçları. Uzun zamandır Türkiye’ye gidemiyoruz; şöyle ki ha gittik ha gideceğiz, şu iş çıktı bu iş çıktı. Bu bilinmezlik dönemi başkalarının da gelmesine engel oluyor ve ne zaman gidebileceğimizi de bilemiyoruz, yani aileyi uzun zamandır göremiyoruz. Yaz tatili konusunda halen daha belirsizlikler var. Kuzenimin düğününe gidemedim ve diğer bir kuzenimin kızının düğününe de gidip gidemeyeceğimiz belli değil. Kızım güneş alamıyor yani aslında alıyor da memleket güneşi alamıyor; deniz, kum yok. Bütün bunlara ara ara üzülüyorum tabii. Doğrusu hasret biraz yoruyor bedeni ve akabinde ruhu. Düşünmediğinizi zannetseniz de alttan alttan kemiriyor ve bir anda başka olaylarla da birleşerek patlayıveriyor; artık dolunaydır, regl dönemidir, karşı binada sürekli kavga eden çift yüzünden uyuyamamaktır… Eşimi de üzmek istemiyorum çünkü onun da elinde değil. Eller kollar bağlı, zira bu ülkede belki her ülkede olduğu gibi işlerin peşinden siz koşturmazsanız kimseler işini doğru dürüst yapmaz. Sonuç çekirdek aile evde kaldı. Zaten eşimin elinde olsa biz çoktan oradaydık 🙂 Bizim tatil yapamamızın sıkıntısı ve stresi de onun üstünde ve onun için de üzülüyorum. Neye üzüleceğini şaşıran Eda bir an için dalgın dalgın etrafa bakarken Nisan annesini görür ve “Anne, yüzün niye öyle?” diye sorar. Yüzümün nasıl olduğunu bile bilmiyorum o anda inanın ve “nasıl ki?” diye sordum. “Öyle” dedi. “Bilmiyorum anneciğim, belki aklıma birşey gelmiştir ona üzülmüşümdür” dedim. Dememle birlikte Nisan bana öyle bir baktı ki halime üzülerek, kocaman kollarını aştı ve sarıldı. “Seni çok seviyorum, yüzün öyle olmasın” dedi. O anda kendime geldim. Adeta uyku apnesi olan bir kişinin aniden nefes almaya başlaması gibi. Hatta ben o uykudan uyandım. İnsanın hayatında oluyor ara ara bu apneler. İşte yılların macerasını anlatmaya karar vermeme bu olay vesile oldu. Zira ben yıllar önce kendimce uyanışımın çok önemli bir kademesini yaşamıştım. Hayatınızı pek bir güzelleştiriyor bu uyanış. Ne mutlu uyananlara ve hatta uyandığını zannedenlere dahi ne mutlu 🙂

Sevgiyle kalın.

Advertisements

3 thoughts on “Nasıl mı girdim bu yola…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s